MUĞLA'NIN EN İYİ TÜRKÜLERİ VE HİKAYELERİ, BODRUM HAKİMİ

Muğla'nın en iyi türküleri ve hikayeleri

Bodrum Hakimi Türküsü ve hikayesi

Muğla halkı sevgisini, özlemini, acısını, nefretini, kısacası tüm duygularını türkülerinde dile getirmiştir.

 

Muğla ağzı taşıdığı özellikler açsından Türkmenler, Nogaylar, Azeriler ve Tatarlar olmak üzere dört ayrı topluluğun fonetiğine bağlıdır. Muğla ağzındaki bu zenginlik türkülere de yansımıştır. Muğla halkı sevgisini, özlemini, acısını, nefretini, kısacası tüm duygularını türkülerinde dile getirmiştir. Muğla türkülerinde işlenen ana temanın çoğunlukla ölüm olduğu söylenebilir. Muğla’nın en meşhur türküleri arasında yer alan Bodrum hakimi türküsünün yakılmasına acı bir kayıp neden olmuştur.

Bodrum Hakimi Türküsü Hikayesi:

Cumhuriyet döneminin ilk kadın Hakimlerinden Fatma Mefharet Tüzün. Kaynaklarda Bodrum hâkimi olarak anılacak ve ardında sır dolu büyük bir de hikâye bırakacak, Türkülere konu olacak bir yaşamın öyküsüdür. Pek çok kaynakta ve adına yakılan Türkü sözlerinde, Tavşanlı doğumlu olduğu belirtilse de bazı kaynaklarda Tavşanlı’nın ilk görev yeri olduğu, Babası Temel beyin Tavşanlıda tapu memuru olduğu, bu nedenle Tavşanlı’da uzun yıllar yaşadığı, aslen Edirne tarafında doğduğu da belirtilmektedir.

24 Eylül 1951 yılında Bodrum’da göreve başlar Fatma Mefharet Tüzün. İlk görev yeri Tavşanlı da olduğu gibi ikinci görev yerinde Bodrum halkı da sevmiş ve benimsemişlerdir Bodrum Hakimini. Gözü pek, dürüst ve çalışkan, hâkim hanıma saygıyla birlikte sevgi de duymuşlar ve onu kabullenmişlerdir bodrumlular. Belki de bu kabulleniş nedeniyle hiçbir bodrumlu, ölümünden sonra Mefharet Hanım ile ilgili tek kelime etmez. Soran olduğunda ise ne yapacaksınız? ne sorarsınız? Yaşanmış geçmiş gitmiş diye kapatmışlar konuyu yıllarca. Kısacası Mefharet hanımın sırlarına da ortak olmuş onları da sahiplenmiş Bodrumlular.
Dava konusu olan yerlere atıyla giden, görevinin gereği haricinde de adil bir düşünceye sahip olan Mefharet Tüzün. Adaletin derhal tecelli etmesi için, işini çabuk yapmaya çalışan, halkı mağdur etmeyen, çalışkan ve asil bir hakimdir.
Bodrum Hâkimi Mefharet hanımın Kendi canına kıymasıyla ardında üç farklı hikâye bırakmıştır. Biz üçünü de burada aktaracağız.
Birinci hikâye; Mefharet hanımla aynı dönemde görev yapan ve evli olan Savcıya âşık olmasıdır. Bir süre karşılıklı devam eden bu gönül ilişkisi, savcının bu ilişkiyi bitirerek evini tercih etmesiyle bunalıma giren Mefharet hanımın kendi canına kıydığı yönündedir. Yine bazı kaynaklarda bu savcının isminin Ahmet Türdü olduğu, bu konuda Tolga Çandar’ın da araştırma yaptığı, savcının fotoğrafını bile temin ettiği, ancak kendisine ya da yakınlarına ulaşamadığı belirtilmektedir.
İkinci hikâye; Bodrum hâkimi Mefharet hanımın nişanlısı vardır. 1954 yılında nişanlısı elim bir hastalığa yenik düşer. Mefharet hanım bu ayrılığa dayanamaz ve kendi canına kıyar. Bazı kaynaklarda ise bu ikinci hikâyede Nişanlısı olarak bahsedilen kişinin de aslında ilk hikâyede anılan Savcı olduğu, Bodrumluların Hâkim hanımı korumak kollamak için bu yasak aşkı nişanlısı diye dillendirdiği yönündedir.
Üçüncü hikâye; Bodrum hâkimi Mefharet Hanım bir davada gencin birisine idam cezası vermiştir. Cezayı alan gencin ağabeyi, bu karar üzerine Mefharet hanımı, Turgut Reis karşısındaki Çatal adasına kaçırır ve Tecavüz eder. Bu olay karşısında ise mefharet hanım canına kıyar.
Mefharet Hanım, Ölümünden kısa bir süre önce Milas’ta Zeki Duygulu’nun konserine gider arkadaşlarıyla. Kendi duygularını çok belli etmeyen bir yapıda olan bodrum hâkimi, o gece “uslu dur kadınım çıldırtma beni” adlı eseri üç defa ardı ardına ister. Duygularını belli etmeyen hâkim hanımın bu davranışı arkadaşlarını çok şaşırtmasıyla birlikte herhalde 17 Mayıs 1954 de olacakların da ipucunu vermiştir aslında.

Birkaç hikâye rivayet edilir Mefharet Hanım ile ilgili, hikayeler değişmektedir, ancak değişmeyen gerçek, Mefharet Hanım’ın kendi canına kıydığıdır.

17 Mayıs 1954 tarihinde O kara günde, her zaman geldiği saatte görevine gelmeyince, arkadaşlarının evine gitmesiyle çıkar ortaya. Anlaşılır ki Mefharet Hanım abdest almış, Kuran okumuş, Namaz kılmış ve urganına elleriyle yağ sürmüş ve salonun tavanına kendini asarak canına kıymıştır.
Tavşanlıda görev yapan Babası emekli olmuş ve İstanbul’a taşınmıştır. Vahim haber kendisine ulaştığında yetkililerden cenazenin İstanbul’a gönderilmesini ister. Bunun üzerine Şoför Salih Deniz, Mefharet hanımın cenazesini İstanbul Kabataş ta ailesine teslim ettiğini TRT röportajında dile getirmiştir. Bazı kaynaklarda Cenazesinin İstanbul’da Fatih mezarlığında olduğu belirtilmektedir.
Filmlere konu olan hikayesi ile üzerinde sır perdesini koruyan hazin bir hikayedir Bodrum hâkimi. Bu hazin hikâye üzerine dönemin aynı zamanda şahidi olan, Bodrum ilçesi, Mumcular beldesi, Yeniköy de yaşayan Mustafa Bacaksız ilk ağıtı yakar Hâkim hanımın ardından. Bu ağıt, sanatçı Nazmi Yükselen tarafından TRT repertuarına girer.

 

Bodrum Hakimi Türküsü Sözleri:

Bodrumlular Erken Biçer Ekini
Feleğe Kurban Mı Gittin Bodrum Hâkimi
Nasıl Astın Mefharet Hanım Kendi Kendini
Altın Makas Gümüş Bıçağıyla Doğradılar Tenini

Hâkim Hanım’ın Memleketi Kütahya Tavşan
Hâkim Hanım Sen Eyledin Bizi Düşman
Nasıl Kıydın Mefharet Hanım Kendi Kendine
Çifte Doktor Gümüş Bıçağıyla Doğradılar Tenini

Paylaş